İvmelenmek

 Bu aralar, hayatımın bir süredir kendi haline bırakıp çok da ilgilenemediğim taraflarını toparlamakla meşgulüm. Uzun zamandır ertelediğim şeyleri bir bir halletmeye başladım sonbaharla birlikte, yeniden.

 Bu süreçte tekrar hatırladığım şey şu oldu: Bir konuyu halledip kenara kaldırmak ya da yapılacaklar listemdeki bir maddenin yanına tik atmak, o iş için harcadığım enerjiden fazlasının otomatik olarak bünyeme yüklenmesine sebep oluyor. O yüklenen yeni enerjiyle, listedeki ikinci maddeye şevkle yönelmek neredeyse kaçınılmaz hale geliyor. Sonrası daha fazla enerji ve daha fazla tik atılan madde…

 Yapılması gerekenleri erteleyip durduğumda sıkıcılığından şikayet ettiğim sıradan hayatım, bir anda salıncakta keyifle sallanmaya benziyor böylece. Üzerinde oturup “biri gelip beni itsin” diye beklediğim hareketsiz zamanlarda, salıncak eğlenceli bir şey değil. Küçük hareketlerle kendi kendine salınmaya başladıkça artık her geçen saniyeyle hızlanmak doğal olana dönüşüyor ve eğlence başlıyor. (Kritik bir eşikten sonra, yavaşlamaya başlamayı da unutmamak gerekiyor tabii; ama o başka bir günün konusu olsun.)

 Bize zor gelen bazı şeyler ne kadar kolay aslında. Ve fizik ya da biyoloji bilmeye bile gerek yok; insan çocukluğunu hatırlasa yetiyor.

 Bu hafta çalışma masamı topladım. Ajandamdaki tiklerle gurur duydum. Günlüğümde kendiliğinden çoğalan keyifli hikayelerle motive oldum. Çiçeklerin suyunu her gün değiştirince çok uzun dayanıyorlar; günlerdir onları seyredip mutlu oluyorum.

Alara Tokcan

Bloga dön

Yorum yapın

Yorumların yayınlanabilmesi için onaylanması gerektiğini lütfen unutmayın.